Çocuk Mallarının Korunması Davası: Velinin Yönetim Yetkisi, Mahkeme Önlemleri ve Kayyım
Çocuğa ait ev, para, miras payı, yetim maaşı, sigorta tazminatı veya ziynet eşyasının yönetimi her dosyada aynı kurallara tabi değildir. Çocuk mallarının korunması davası avukatı arayan müvekkiller bakımından temel ayrım; velayet hakkına sahip anne-babanın yönetim yetkisinin sınırı, çocuğun yararı ile ailenin ekonomik dengesi arasındaki çizgi ve mahkemenin hangi durumlarda müdahale edebileceğidir. Ankara’da bu işler Ankara Aile Mahkemeleri‘nde görülür; vasi atama ve vesayet işlerinin görüldüğü Sulh Hukuk Mahkemeleri’nden ayrı bir görev kuralına tabidir. Sayfada Türk Medeni Kanunu m.352-363 kapsamında velinin yönetim yetkisini, çocuğa ait özel mal türlerini, eşin ölümü/boşanma sonrası defter yükümlülüğünü, mahkemenin alabileceği önlemleri ve yönetimin kayyıma devri durumunu sade biçimde ele alıyoruz.
Önemli: Veli ile vasi aynı yetkilere sahip değildir. Velayet altındaki çocuğun adına işlem yapılırken dosyanın velayet mi vesayet mi kapsamında olduğu baştan ayrılmalıdır. Velayet hakkına sahip anne-baba çocuğun mallarını kural olarak mahkeme izni almadan yönetir ve satabilir; ancak satış bedelinin çocuk yararına kullanılmaması, çocuğun malvarlığının azaltılması veya gelirlerin kötü yönetilmesi gibi durumlarda mahkeme önlem alma yoluna gidebilir.
Velayet hakkına sahip anne-baba çocuğun mallarını kural olarak mahkeme izni almadan yönetebilir ve satabilir (TMK m.342/3 ve Yargıtay yerleşik içtihadı); ancak işlem türü, satış bedelinin kullanımı ve çocuğun yararı sonradan denetime konu olabilir. Bu noktada vesayet kurumundan farklı bir düzen söz konusudur: vasi taşınmaz satışı için Sulh Hukuk Mahkemesi izni almak zorundayken (TMK m.462), velayet sahibi anne-baba bu izinden muaftır. Bu nedenle “çocuk adına evi satmak için mahkeme izni şart” ifadesi her durumda doğru değildir.
Asıl sorun satışın kendisi değil, satış bedelinin çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığıdır. Yerleşik uygulamaya göre satış bedelinin çocuğun zararına aktarıldığı veya gerekli özenin gösterilmediği belirlenirse, satış bedelinin tahsili ile mallarının ve gelirlerinin kayyıma devri (TMK m.361) dahil önlemlerin alınacağı vurgulanmaktadır. Boşanmış çiftlerde diğer ebeveyn de çocuğun yararına dayanarak Aile Mahkemesi’nden önlem talep edebilir; satışın iptali doğrudan istenmez, ancak çocuğun zarara uğraması bakımından önlem ve sorumluluk gündeme gelir.
Çocuğa ait para, sırf velayet anne veya babada diye serbestçe tüketilebilecek bir aile parası değildir. TMK m.355 uyarınca anne-baba, çocuk mallarının gelirlerini öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için; hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde de aile ihtiyaçlarını karşılamak üzere sarf edebilir. Gelir fazlası çocuğun mallarına eklenir. Yetim aylığı, sigorta tazminatı, sosyal güvenlik kurumlarınca yapılan ödemeler ve benzeri edimler bakımından ise uygulama Tüzüğünün 6. maddesi farklı bir kural getirir: bu ödemeler çocuğun olağan ihtiyaçları için kısmen kullanılabilir, tamamen ailenin başka harcamalarına aktarılması doğru değildir.
Yönetimde özen gösterilmediğine dair şüphe varsa Aile Mahkemesi’nden önlem talep edilebilir (TMK m.360): hâkim talimat verme, hesap isteme, malların güvenli bir yere tevdii veya güvence gösterilmesini emredebilir. Önlemler yetersiz kalırsa yönetim bir kayyıma devredilebilir (TMK m.361). Boşanmış eşler arasında bu talep çoğu zaman velayet sahibi olmayan ebeveynin başvurusuyla gündeme gelir.
Eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş, velayeti tek başına kullanır ve çocuğun mallarının yönetimi de tek başına ona kalır. TMK m.353 ve uygulama Tüzüğünün 4. maddesi bu noktada bir prosedür öngörür: nüfus memuru ölümü sağ kalan eşin yerleşim yeri Aile Mahkemesi‘ne bildirir. Aile Mahkemesi, sağ kalan eşten çocuğun varsa malvarlığının dökümünü gösteren bir defter sunmasını ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri de bildirmesini ister. Bu prosedür kendiliğinden başlar; ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur.
Defter sunma yükümlülüğü, sağ kalan eşin çocuğun mallarını yönetme hakkını ortadan kaldırmaz. Banka hesabını kullanma, kira tahsil etme, miras paylaşımına katılma gibi işlemler velayet kapsamında devam eder. Ancak çocuğa ait taşınmaz, banka parası, miras payı, yetim maaşı veya sigorta tazminatı gibi unsurların dökümü mahkemeye sunulduğundan, ileride yönetimde özen eksikliği iddiası gündeme geldiğinde bu defter karşılaştırma noktası olarak kullanılır. Boşanma kararıyla velayetin eşlerden birine bırakılması hâlinde de aynı yükümlülük velayet sahibine düşer.
Çocuğa ait ev, para veya miras payının yönetiminde sınırlar var — durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Çocuk Mallarının Korunması: Genel Çerçeve
Kısa cevap
Çocuk mallarının korunması, velayet altındaki küçüğün malvarlığının yönetimi sırasında ortaya çıkan riskler bakımından mahkemenin önlem alabilmesi düzenlemesidir (TMK m.352-363). Anne-baba velayetleri sürdüğü sürece çocuğun mallarını yönetir; ancak yeterli özen gösterilmemesi veya malların tehlikeye düşmesi hâlinde Aile Mahkemesi talimat, hesap, güvence veya kayyım gibi önlemlere başvurabilir.
Türk Medeni Kanunu, çocuğun malvarlığını velayet kurumunun bir parçası olarak ele almıştır. Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahiptir (TMK m.28); yani anne-babasının malvarlığından ayrı, kendine ait bir malvarlığına sahip olabilir. Çocuğun malvarlığına şu unsurlar dahil olabilir: dededen ya da diğer hısımlardan intikal eden miras payı, anne-baba veya üçüncü kişilerce yapılan bağışlamalar, kişiliğine yönelik haksız fiil sebebiyle alınan tazminat, sigorta tazminatları, destekten yoksun kalma tazminatı, sosyal güvenlik kurumlarınca ödenen yetim aylığı, bağış veya nikâh sırasında takılan ziynet eşyaları, çocuğun kendi çalışması sonucu elde ettiği kişisel kazançlar ve çocuk adına bankaya yatırılan paralar.
Bu malvarlığının yönetiminden kural olarak velayet hakkına sahip anne-baba sorumludur. Ancak bu yönetim sınırsız değildir: çocuğun yararı esastır, yönetimde özen yükümlülüğü bulunur ve mahkeme yeterli özen gösterilmediğine kanaat getirdiğinde önlem alabilir. Çocuk mallarının korunması davası, çoğu zaman boşanma sonrası velayeti olmayan ebeveynin başvurusuyla, eşin ölümü sonrası nüfus müdürlüğü bildirimi üzerine ya da çocuğun yakını-savcılık ihbarıyla gündeme gelir.
Anne-Babanın Yönetim Yetkisi ve Sınırları
Yönetim Hakkı (TMK m.352)
TMK m.352 hükmüne göre anne ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hâkim müdahale eder. Yönetim hakkı; malların korunması, onarımı, ekonomik amaçlarına uygun işletilmesi, kira sözleşmesi yapılması, taşınır ve taşınmaz malların satışı, satın alınması ve gelirlerin tahsili gibi geniş bir yelpazeyi kapsar. Velayet evlilik birliği devam ederken eşler tarafından birlikte kullanılır; boşanma kararıyla velayet eşlerden birine bırakılırsa yönetim yetkisi de sadece o eşe geçer.
Velayet hakkına sahip olmayan eş çocuğun mallarını yönetme yetkisine sahip değildir. Eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş velayeti ve yönetimi tek başına kullanır. Velayet kaldırılmış (TMK m.348) veya çocuk velayet altında değilse yönetim için Sulh Hukuk Mahkemesi’nce vasi atanır; bu durumda vasi/kayyım atama davası sayfasındaki çerçeve uygulanır ve yönetim çok daha sıkı bir mahkeme denetimine tabi olur.
Kullanım Hakkı ve Gelirlerin Sarfı (TMK m.354-355)
TMK m.354 anne-babanın çocuk mallarını kullanabileceğini, m.355 ise gelirlerin nasıl sarf edileceğini düzenler. Kullanım hakkı, anne-babanın kusurları sebebiyle velayetleri kaldırılmadıkça çocuğun mallarını kullanabilmesidir; örneğin çocuğa ait bir evde oturmaları kullanım hakkına örnek gösterilebilir. Gelirler bakımından ise sıralama önemlidir: öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi; bunu aşan gelirler ise hakkaniyetin gerektirdiği sınırlar içinde aile ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilir. Gelir fazlası çocuğun mallarına eklenir.
Bu sıralama yumuşak bir kural değildir. Çocuğa ait kira getirisi, mevduat faizi, kâr payı veya yetim maaşı gibi gelirlerin önce çocuğun ihtiyaçlarına yönlendirilmesi, ancak gerçek bir gelir fazlası varsa ve hakkaniyete uyduğu ölçüde ailenin başka ihtiyaçlarına aktarılması beklenir. Sıralamanın tersine işlemek, mahkemece özen yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilebilir ve TMK m.360 önlemlerine yol açabilir. Bu nedenle özellikle yetim maaşı bakımından alınan paranın ailenin diğer giderlerine aktarılması, sonraki dönemde çocuk veya velayeti olmayan diğer eş tarafından sorgulanabilen bir işlemdir.
Çocuk Malına Başvurma (TMK m.356)
Gelirler değil, ana malvarlığının kendisi harcanmak istendiğinde TMK m.356 farklı bir kural getirir. Buna göre çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, anne-babaya belirlediği miktarlarda çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir. Yani gelir fazlası gerekenden az kaldığında veya çocuğun olağan dışı bir bakım/eğitim/sağlık ihtiyacı doğduğunda anne-baba kendiliğinden ana malvarlığını harcayamaz; mahkemeden başvurma yetkisi almak gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası ailenin sosyal ve ekonomik durumunun değişmesi hâlinde, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine eşin de katılmasının hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde mümkün olabileceğini düzenler. Uygulama Tüzüğünün 6. maddesi ise çocuğa sermaye olarak yapılan ödemeler, uğradığı zararların karşılığı olarak ödenen tazminatlar ve ikramiyeler, sosyal yardım ve sosyal güvenlik kurumları tarafından yapılan ödemeler ve benzeri edimlerin çocuğun olağan ihtiyaçları için kısmen kullanılabileceğini, sınırların korunacağını öngörmüştür. Burada anahtar kelime “kısmen”dir: tamamı bir kerede başka amaçlara aktarılamaz.
Çocuğun Özel Mal Türleri
Kısa cevap
Çocuğun bütün malları aynı kurallara tabi değildir. Saklı pay, anne-babanın yönetimi dışında bırakılabilir (TMK m.357-358); çocuğun meslek/sanatı için verilen mallar ve kişisel kazancı ise serbest yönetim altındadır (TMK m.359). Bu mallarda anne-babanın yetkisi sınırlıdır.
Saklı Pay ve Kazandırmalar (TMK m.357-358)
Bir kazandırma yapan kişi (örneğin dede, anneanne veya üçüncü bir kişi), çocuğa yapılan kazandırmanın gelirlerini anne-babanın yönetimi dışında bırakacağını açıkça öngörmüş olabilir (TMK m.357). Aynı şekilde ölüme bağlı tasarruf yoluyla çocuğun saklı payı anne-babanın yönetimi dışında bırakılabilir (TMK m.358). Bu durumlarda anne-baba, bu malların gelirlerini ancak m.355/I ve m.356/II çerçevesinde kullanabilir; serbest yönetim hakkı kalkmıştır.
Miras bırakan, saklı payın yönetimini üçüncü bir şahsa bırakmışsa, bu kişinin belirli zamanlarda mahkeme önünde hesap vermesini de tasarrufunda öngörebilir. Bu hükümler özellikle aile içinde mal kaçırma şüphesinin bulunduğu dosyalarda ya da büyük ölçekli miraslarda gündeme gelir; vasiyet ya da miras sözleşmesinin lafzı dosyada birlikte değerlendirilir.
Meslek/Sanat ve Kişisel Kazanç (TMK m.359)
Anne ve baba tarafından bir meslek veya sanatla uğraşması için çocuğa kendi malından verilen kısım ile çocuğun kendi kişisel kazancı, çocuğun serbest yönetim ve sarf yetkisindedir. Çocuğun kendi çalışmasıyla kazandığı para (örneğin yarı zamanlı bir işten elde ettiği gelir, sanat faaliyetinden gelen telif veya sponsorluk geliri) anne-babanın genel yönetim hakkı kapsamında değildir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası bir sınır getirir: çocuğun anne-babasıyla aile hâlinde birlikte yaşaması durumunda hâkim, çocuğun bu kazançlarından kendi bakımı için hakkaniyete uygun bir miktar vermesine karar verebilir. Yani çocuğun “kendi parasıdır, dilediği gibi harcar” anlayışı, aile birliği içinde yaşıyorken sınırlandırılabilir; ailenin geçimine katkı için hâkim takdir yetkisini kullanabilir.
Mahkeme Müdahalesi: Bildirim, Önlemler ve Kayyım
Eşin Ölümü ve Boşanma — Defter Yükümlülüğü (TMK m.353)
Anne ve babadan birinin ölümü ya da boşanma kararıyla evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesi hâlinde TMK m.353 ve uygulama Tüzüğünün 4. maddesi şu prosedürü öngörür: ölümü kayda işleyen nüfus memuru veya boşanma kararını veren mahkeme, durumu sağ kalan ya da velayet kendisine verilen eşin yerleşim yeri Aile Mahkemesi‘ne derhal bildirir. Aile Mahkemesi, belirleyeceği süre içinde sağ kalan/velayet alan eşten çocuğun varsa malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermesini ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri de bildirmesini ister.
Bu prosedür hasımsız bir çekişmesiz yargı işidir ve mahkeme tarafından kendiliğinden başlatılır; tarafların ayrı bir dava açmasına gerek yoktur. Defterde çocuğa ait taşınmazlar, banka mevduatı, miras payı, hisse senedi, yetim maaşı, sigorta tazminatı, ziynet eşyası ve diğer malvarlığı unsurları dökülür. Defterin amacı çocuğun mevcut malvarlığını net biçimde tespit etmek ve ileride yönetimde özen eksikliği iddiası gündeme geldiğinde karşılaştırma noktası oluşturmaktır. Sağ kalan/velayet alan eşin yönetim yetkisi defter sunulduktan sonra da devam eder; defter yalnızca kayıt ve denetim amacı taşır.
Çocuk Mallarına İlişkin Önlemler (TMK m.360)
Anne-baba çocuğun mallarını yönetmekte her ne sebeple olursa olsun yeterince özen göstermezse hâkim, malların korunması için uygun önlemleri alır. Önlemler hiyerarşik bir düzende öngörülmüştür: en hafif önlemden başlayıp tehlikenin derecesine göre ağırlaşır.
| Önlem | Niteliği |
|---|---|
| Talimat verme | Hâkim malların yönetimi konusunda anne-babaya doğrudan talimat verir |
| Bilgi ve hesap isteme | Belirli zamanlarda gelir-gider hesabı ve durum raporu istenir |
| Malların tevdii | Hesap yeterli görülmezse mallar güvenli bir yere (banka, mahkeme veznesi) tevdi edilir |
| Güvence gösterilmesi | Anne-babadan çocuğun malvarlığı bakımından güvence istenir |
Bu önlemler talep üzerine veya hâkimin kendiliğinden harekete geçmesiyle alınabilir. Velayet sahibi olmayan eş, çocuğun yakını veya nüfus müdürlüğü bildirimi başlangıç noktası olabilir. Önlemler velayetin kaldırılması anlamına gelmez; yalnızca mal yönetimi yetkisini denetim altına alır. Anne-baba yönetim hakkını kaybetmez, ancak yapacakları işlemleri belirli ölçüde mahkemeye bildirmek veya hesabını sunmakla yükümlü hâle gelir.
Yönetimin Anne-Babadan Alınması ve Kayyım (TMK m.361)
TMK m.361 son aşama önlemini düzenler: çocuğun mallarının tehlikeye düşmesi başka bir şekilde önlenemiyorsa hâkim, yönetimin bir kayyıma devredilmesine karar verebilir. Bu, m.360’taki önlemler yetersiz kaldığında devreye giren ağır bir önlemdir. Kayyım çocuğun bütün malvarlığı için atanabileceği gibi, belirli bir mal veya gelir kalemi için de atanabilir.
Maddenin ikinci fıkrası, anne-babaya ait olmayan, yönetim dışında bırakılmış (TMK m.357-358 saklı pay gibi) çocuk mallarının tehlikeye düşmesi hâlinde de aynı önlemin alınabileceğini belirtir. Üçüncü fıkra ise gelirlerin ya da mallardan ayrılmış belirli miktarların kanuna uygun şekilde sarf edileceğinden kuşku duyulması hâlinde de hâkimin yönetimi kayyıma bırakabileceğini düzenler.
Atanan kayyım, hukuki niteliği itibariyle bir yönetim kayyımıdır; ancak yetkileri TMK m.427 anlamındaki yönetim kayyımına nazaran daha geniştir. Çocuğun fiil ehliyetini sınırlamaz, sadece belirli mallar için yönetim ve hesap verme yükümlülüğü taşır. Velayet kayyım atanmasıyla birlikte sona ermez; sadece mal yönetimi yetkisi ölçüsünde sınırlandırılır. Anne-baba çocuğun bakımı, eğitimi ve kişiliği bakımından tüm yetkilerini kullanmaya devam eder. Vasi atama davasından farkı için vasi/kayyım atama sayfasındaki ayrımlara bakılabilir.
Hesap verme mi, önlem mi, kayyım mı — talebinizi birlikte yapılandıralım.
Velayet ile Vesayet Sınırı: Veli ile Vasi Arasındaki Fark
Çocuk mallarının korunması bakımından en sık karıştırılan kavramlar veli ve vasidir. Bu iki sıfatın çocuk malları üzerindeki yetki ve yükümlülükleri kanunda farklı düzenlenmiştir; yanlış yorumlama ya banka/tapu gibi kurumlarda işlem aksamasına ya da mahkemede gereksiz davalara yol açar.
| Boyut | Veli (Velayet) | Vasi (Vesayet) |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile Mahkemesi | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Atama yolu | Velayet kanundan veya boşanma kararıyla doğar | Mahkeme kararıyla atanır (TMK m.413) |
| Taşınmaz satışı | Kural olarak izinsiz (m.342/3) | Sulh Hukuk Mah. izni şart (m.462) |
| Hesap verme | Kural olarak vermez (m.352) | Her hesap dönemi sunar (m.488) |
| Banka mevduatı çekimi | Yönetim hakkı kapsamında | Mahkeme iznine tabi (m.462) |
| Sona erme | Çocuğun erginleşmesi veya velayetin kaldırılmasıyla | Vesayet sebebinin kalkmasıyla mahkeme kararıyla |
Bu ayrım nedeniyle velayet altındaki bir çocuk için “vasi atayalım” demek genellikle yanlış bir yönlendirmedir; çocuk velayet altındaysa zaten yasal temsilcisi anne-babasıdır. Vasi yalnızca velayetin kaldırıldığı veya çocuğun velayet altında bulunmadığı durumlarda atanır. Çocuk mallarının kötü yönetimi şüphesi varsa doğru yol, vasi atama değil çocuk mallarının korunması kapsamında Aile Mahkemesi’ne TMK m.360-361 önlem talebiyle başvurmaktır. Detaylı vesayet düzenlemesi için vasi/kayyım atama davası sayfasına bakılabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kısa cevap
Çocuk mallarının korunması işlerinde görevli mahkeme Aile Mahkemesi‘dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki velayet sahibi anne-babanın yerleşim yerine bağlanmıştır.
Görev kuralı 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinden çıkar: TMK İkinci Kitap (m.118-395) kapsamındaki dava ve işler Aile Mahkemesi’nin görevindedir. Aynı Kanun’un 6/c maddesi ise çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya Aile Mahkemesi’nin yetkili olduğunu özel olarak vurgulamıştır. TMK m.353 ölüm veya boşanma sonrası defter yükümlülüğü için doğrudan Aile Mahkemesi’ni adres göstermektedir.
Vesayet ile karıştırılmaması: Çocuk mallarının korunması bakımından görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun ve TMK’nın ilgili hükümleri gereği Aile Mahkemesi‘dir. Vesayet dosyalarında görevli olan Sulh Hukuk Mahkemesi ile bu yol karıştırılmamalıdır. Dosyanın yanlış mahkemeye açılması görevsizlik kararıyla zaman kaybına yol açar.
Yetki yönünden, TMK m.353 ölüm/boşanma sonrası bildirim için sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşin yerleşim yeri esas alınır. Genel önlem ve kayyım talepleri bakımından da velayet sahibi anne-babanın yerleşim yeri Aile Mahkemesi yetkilidir. Çekişmesiz yargı işi olan TMK m.353 prosedürü hasımsız yürütülür; m.360-361 önlem ve kayyım talepleri ise velayet sahibi olmayan eşin başvurusuyla geldiğinde davalı taraf olarak velayet sahibi gösterilir.
Ankara’da Çocuk Mallarının Korunması Davası
Ankara’da çocuk mallarının korunması dosyaları Ankara Aile Mahkemeleri‘nde görülür. Yetki velayet sahibi anne-babanın yerleşim yerine bağlandığından, yerleşim yerine göre ilgili Ankara Aile Mahkemelerinden biri yetkilidir. Ankara çocuk mallarının korunması davası avukatı ile yürütülen süreçte çocuğun adına kayıtlı taşınmaz, banka mevduatı, yetim maaşı, sigorta tazminatı, miras payı ve ziynet eşyası gibi unsurlar ayrı ayrı incelenir; talebin TMK m.353 defter prosedürü mü, m.360 önlem talebi mi, m.361 kayyım talebi mi olacağı dosya özelinde belirlenir.
Eşin ölümü sonrası nüfus müdürlüğü bildirimi otomatik olarak gelir; bu durumda dosya kendiliğinden açılmış olduğundan sağ kalan eşin yapması gereken, mahkemeye sunulacak çocuk malvarlığı defterini hazırlamaktır. Boşanma sonrası velayeti olmayan eşin başvurusuyla açılan dosyalarda ise iddia edilen yönetim eksikliğinin (banka mevduatından izinsiz çekim, taşınmazın çocuk yararına olmayan satışı, yetim maaşının başka amaca aktarılması gibi) belgelerle ortaya konulması beklenir. Ankara aile hukuku avukatı desteğiyle hangi yolun ve hangi önlemin dosyaya uygun olduğu en başta belirlenir.
Ankara dışındaki müvekkiller için de bu dosyalar yürütülebilir; vekaletname bulunduğunuz ildeki noterden çıkarılabilir, dosyaya UYAP üzerinden takip ve bazı duruşmalara e-duruşma ile katılım dosyaya göre değerlendirilir. Yetki velayet sahibinin yerleşim yeri Aile Mahkemesi’ne ait olduğundan dosya buna göre kurulur ve yürütülür; Ankara dışındaki adliyelerle yürütülecek dosyalar dosya özelinde değerlendirilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk mallarının korunması, velayet altındaki küçüğün malvarlığının (taşınmaz, banka parası, miras payı, tazminat, yetim maaşı, kira geliri, ziynet eşyası gibi) anne-baba tarafından yönetimi sırasında ortaya çıkan riskler bakımından mahkemenin önlem alabilmesi düzenlemesidir (TMK m.352-363). Anne-baba velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Ancak yönetimde yeterli özen gösterilmemesi, malların tehlikeye düşmesi veya ailenin sosyal-ekonomik dengelerinin değişmesi gibi hâllerde Aile Mahkemesi talimat verme, hesap isteme, güvence isteme ve nihayetinde yönetimi bir kayyıma devretme yoluna gidebilir (TMK m.360, m.361).
TMK m.336 ve m.352’ye göre velayet eşler tarafından birlikte kullanılır; evlilik birliği devam ederken çocuğun mallarını da anne ve baba birlikte yönetir. Boşanma veya ayrılık kararıyla velayet eşlerden birine bırakılmışsa çocuğun mallarını sadece o eş yönetir; velayet kendisinde olmayan eş yönetim hakkına sahip değildir. Eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş velayeti tek başına kullanır ve yönetim yetkisi de tek başına ona aittir. Velayet kaldırılmış veya çocuk velayet altında bulunmuyorsa yönetim için vasi atanır; bu durumda vasi/kayyım atama davası sayfasındaki çerçeve uygulanır.
Çocuğa düğünde, doğumda veya başka bir vesileyle takılan ya da bağışlanan ziynet eşyaları çocuğun kişisel malvarlığına dahildir. Velayet sahibi anne-baba bu eşyaları yönetebilir; kural olarak ayrıca mahkeme izni almasına gerek yoktur (TMK m.342/3). Ancak satış, bozdurma veya nakde çevirme gibi tasarruflar bakımından özen yükümlülüğü vardır. Eşyaların değerinin çocuk yararına korunmaması, harcamanın çocuğun bakımı/eğitimi için zorunlu olmaması ya da bedelin başkaca amaçlarla kullanılması durumunda mahkeme TMK m.360 ve m.361 kapsamında önlem alabilir; gelir-gider hesabı isteyebilir, güvence gösterilmesini emredebilir veya yönetimi kayyıma devredebilir. Çocuğun altınlarını sırf ailenin başka ihtiyaçları için bozdurmak, sonradan sorumluluğu doğurabilen bir işlemdir.
Velayet hakkına sahip anne-baba kural olarak çocuğun mallarını mahkeme izni almadan satabilir (TMK m.342/3 ve Yargıtay yerleşik içtihadı). Bu nedenle satışın kendisi her durumda geçersiz değildir. Ancak uygulamada satış bedelinin çocuk yararına kullanılıp kullanılmadığının araştırılacağı, çocuk mallarının korunmasında gerekli özenin gösterilmediği belirlenirse satış bedelinin tahsili ile gelirlerinin kayyıma devri (TMK m.361) dahil önlemlerin alınacağı vurgulanmaktadır. Velayet hakkının kötüye kullanılması, muvazaa, çocuğun zararına sonuç doğuran işlemler bakımından çocuk reşit olduğunda tapu iptal ve tescil davası yolu da gündeme gelebilir.
Evet, ancak sınırlar vardır. TMK m.355 uyarınca anne-baba çocuk mallarının gelirlerini öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için; hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde de aile ihtiyaçlarını karşılamak üzere sarf edebilir. Gelir fazlası çocuğun malına eklenir. Gelirlerin değil, ana malvarlığının harcanması için ise TMK m.356 farklı bir kural getirir: çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, anne-babaya belirlediği miktarlarda çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir. Ayrıca uygulama Tüzüğünün 6. maddesi, çocuğa sermaye olarak yapılan ödemeler, tazminatlar, sosyal yardım ve sosyal güvenlik kurumları tarafından yapılan ödemeler ile benzeri edimlerin çocuğun olağan ihtiyaçları için kısmen kullanılabileceğini düzenler.
TMK m.362’ye göre yönetim hakkı sona erince anne-baba çocuğun mallarını ergin çocuğa, vasisine veya kayyımına hesabıyla birlikte teslim etmek zorundadır. Velayet, çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla, evlenme ile veya mahkeme kararıyla kaldırılmasıyla son bulur. Ergin olan çocuk, anne-babasından yönetim hesabı isteyebilir; çocuğun mallarının azalması, satılması, gelirlerinin nereye sarf edildiği bakımından bilgi talep edebilir. Çocuk yararına olmayan harcamalar, yönetim sırasında kötüye kullanma veya özen eksikliği bakımından anne-babanın sorumluluğu doğabilir; buna karşılık olağan ve haklı harcamalar nedeniyle TMK m.363 kapsamında kural olarak tazminat sorumluluğu doğmayabilir; yönetim yetkisinin kötüye kullanılması, çocuğun yararına aykırı tasarruflar veya hesap verilemeyen eksilmeler ayrıca değerlendirilir.
TMK m.360 önlemleri kademeli olarak düzenlemiştir. Anne-baba çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermezse hâkim sırasıyla şu önlemleri alabilir: (1) malların yönetimi konusunda talimat verme, (2) belirli zamanlarda bilgi ve hesap isteme, (3) sunulan bilgi ve hesap yeterli görülmezse malların güvenli bir yere tevdi edilmesi, (4) güvence gösterilmesi. Mahkeme genellikle tehlikenin ağırlığına göre daha hafif önlemlerden başlayarak değerlendirme yapar; ancak somut riskin ağırlığına göre farklı önlemler de gündeme gelebilir. Önlemler yetersiz kalırsa TMK m.361 devreye girer ve yönetimin kayyıma devri gündeme gelir. Önlem talebi velayet altındaki çocuğun yakını, savcılık veya nüfus müdürlüğü bildirimi ile gelebileceği gibi, mahkemenin re’sen harekete geçtiği hâller de bulunmaktadır.
TMK m.361 üç farklı senaryoda kayyım atanmasını öngörür. (1) Çocuk mallarının tehlikeye düşmesi başka bir önlemle giderilemiyorsa hâkim, yönetimin tamamının veya bir kısmının bir kayyıma devredilmesine karar verir. (2) Anne-babaya ait olmayan, yönetim dışı bırakılmış (TMK m.357-358 saklı pay gibi) çocuk malları tehlikeye düşerse aynı önlem alınabilir. (3) Çocuk mallarının gelirlerinin veya bu mallardan ayrılmış belirli miktarların kanuna uygun şekilde sarf edileceğinden kuşku duyulursa hâkim bunların yönetimini de kayyıma bırakabilir. Atanan kayyım yönetim kayyımıdır; çocuğun fiil ehliyetini kısıtlamaz, sadece belirli mallar için yönetim ve hesap verme yükümlülüğü taşır. Velayet kayyım atanmasıyla birlikte sona ermez; sadece mal yönetimi yetkisi sınırlandırılır.
Veli (velayet hakkı sahibi anne-baba) ile vasi (Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından atanan yasal temsilci) çocuk malları yönetiminde önemli ölçüde farklı kurallara tabidir. Veli kural olarak çocuğun mallarını mahkeme izni almadan yönetebilir, taşınmaz satabilir, kira sözleşmesi yapabilir; hesap ve güvence vermek zorunda değildir (TMK m.342/3, m.352). Vasi ise vesayet altındaki kişinin önemli işlemleri için Sulh Hukuk Mahkemesi izni almak zorundadır (TMK m.462); her hesap dönemi sonunda hesap sunmakla, taşınmaz satışı ve mevduat işlemleri için ayrı izin almakla yükümlüdür (TMK m.488). Ayrıntılar için sayfamızdaki vasi/kayyım atama davası başlığına bakılabilir. Görevli mahkeme de farklıdır: çocuk mallarının korunması işleri Aile Mahkemesi’nde, vasi atama ve denetim Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülür.
Çocuk mallarının korunması bakımından görevli mahkeme Aile Mahkemesi‘dir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi TMK İkinci Kitap (m.118-395) kapsamındaki dava ve işleri Aile Mahkemesi’nin görevine bırakmıştır; aynı Kanun’un 6/c maddesi de çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri Aile Mahkemesi’ne yetki olarak vermiştir. TMK m.353 ölüm veya boşanma sonrası defter yükümlülüğü için doğrudan Aile Mahkemesi’ni adres göstermektedir. Vesayet dosyalarında görevli olan Sulh Hukuk Mahkemesi ile bu yol karıştırılmamalıdır. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki yönünden velayet sahibinin yerleşim yeri esas alınır. Ankara dışındaki müvekkiller için dosya yerleşim yeri mahkemesinde açılır; vekaletname Ankara’daki ofisimize bulunduğunuz ildeki noterden çıkarılabilir, dosyaya UYAP üzerinden takip ve bazı duruşmalara e-duruşma ile katılım dosyaya göre değerlendirilir.
Çocuk mallarının korunması bakımından mahkeme harçları, Harçlar Kanunu’nda belirlenen maktu tutarlar üzerinden alınır ve dosya türüne (önlem talebi, kayyım atanması, hesap sunma) göre değişebilir. Avukatlık ücreti ise dosyanın kapsamı ve karmaşıklığına göre AAÜT (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi) yasal sınırı ile Ankara Barosu tavsiye tarifeleri esas alınarak belirlenmektedir. Dosyaya özgü net ücret bilgisi, ofisimizce yapılacak dosyanıza özel değerlendirme sonrasında tarafınıza iletilir. Mahkeme harcı Harçlar Kanunu’na göre her yıl güncellenir; güncel tutar Ankara adliye veznelerinden veya UYAP üzerinden öğrenilebilir. Mahkeme harç ve masrafları avukatlık ücretine dahil değildir.