Yasal Danışman Atanması Davası | Ankara Aile Avukatı

Yasal Danışman Atanması Davası: Vasi Yerine Daha Hafif Koruma Yolu

Aile içinde bir yakının tüm fiil ehliyetini kaldırmadan sadece taşınmaz, banka, kefalet veya dava işlemleri gibi belirli alanlarda mahkeme denetimi sağlanması mümkündür. Yasal danışman atanması davası avukatı arayan müvekkiller bakımından temel mesele; tam kısıtlamayı (vasi tayinini) gerektirir derecede bir sebep olup olmadığı, varsa yasal danışmanlığın daha hafif ve ölçülü bir koruma sağlayıp sağlamayacağıdır. Ankara’da bu işler Ankara Sulh Hukuk Mahkemeleri‘nde görülür. Sayfada Türk Medeni Kanunu m.429-431 kapsamında yasal danışman atanmasının sebeplerini, oy/yönetim/karma danışmanlık türlerini, dokuz işlemden oluşan onay listesini, atanma usulünü ve danışmanlığın kaldırılması yollarını sade biçimde ele alıyoruz.

Önemli: Yasal danışman, kişinin yerine işlem yapan bir yasal temsilci değildir. Kendisine yasal danışman atanan kişi sınırlı ehliyetlidir; günlük yaşam işlemlerini, evlenme veya vasiyetname düzenleme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kural olarak tek başına kullanır. Sadece TMK m.429’da sayılan dokuz işlem (taşınmaz alım/satım, dava açma, kefalet, bağışlama vb.) için danışmanın onayı aranır.

Mahkeme önce kişinin tam kısıtlanmasını gerektirir derecede bir sebep olup olmadığını değerlendirir (TMK m.405-406). Savurganlık, malvarlığını kötü yönetme, alkol/uyuşturucu bağımlılığı veya kötü yaşama tarzı kişiyi ya da ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıyorsa ve sürekli korunmaya muhtaç hâl varsa kısıtlama (vasi atama) yoluna gidilir. Bu derecede ağır bir tablo yoksa ancak korunma ihtiyacı varsa TMK m.429 kapsamında yasal danışman atanması daha ölçülü bir tedbir olarak gündeme gelir.

Bu sıralama Anayasa m.13’teki ölçülülük ilkesinin hukuki yansımasıdır. Yargıtay yerleşik içtihadı da mahkemelerin sadece vasi tayinini değil, daha hafif koruma tedbirlerini de değerlendirmek zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Sağlık raporu hazırlanırken hem TMK m.405-406 hem de m.429 yönünden ayrı değerlendirme aranır; yalnızca akıl sağlığı raporu yetmez, savurganlık ve kötü yönetim iddialarının ayrıca araştırılması gerekir. Atanma talebi Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi‘ne yapılan dilekçe ile başlar.

Yasal danışman atanmış kişi tam ehliyetsiz değildir; satış veya dava açma gibi işlemleri kendisi yapar, ancak TMK m.429/1 bu işlemleri dokuz kalemlik liste içinde sayar ve danışmanın onayını şart koşar. Taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi ve ayni hak kurulması ile dava açma ve sulh olma bu listede yer alır. Kişi onay almadan satış sözleşmesi imzalarsa veya dava açarsa yapılan işlem kesin geçersiz değildir; tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabidir. Yani işlem karşı taraf için geçerli sayılır, kişi için bağlamaz; sonradan danışmanın icazeti ile geçerli hâle gelebilir, icazet verilmezse iadesi istenebilir.

Tapu sicili açısından önemli bir nokta, yasal danışmanlık kararının taşınmaz tapu kayıtlarının beyanlar sütununa şerh edilmesidir. Bu şerh sayesinde tapu memuru ve karşı taraf işlemde danışman onayını arar; sonradan tek taraflı bağlamazlık iddiasını kolaylaştırır. Dava açma yönünden ise HMK m.56, yargılama sırasında taraflardan biri için yasal danışman atanması talebi uygun bulunursa kesin karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceğini öngörmektedir.

Yasal danışmanlık süresiz değildir. TMK m.477/3’e göre yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) kararıyla sona erer. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle atanmış olan yasal danışmanlık, atanma sebebinin ortadan kalktığının tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde kaldırılabilir. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme sebepleriyle atanmış yasal danışmanlığın kaldırılması ise TMK m.475 hükmü kıyasen uygulanır: kişinin en az bir yıldan beri atanmaya neden olan sebeple ilgili herhangi bir şikayete meydan vermemiş olması aranır.

Danışmanın değiştirilmesi ayrı bir konudur ve kaldırma ile karıştırılmamalıdır. Yasal danışmanın görevini yerine getirmemesi, kişinin menfaatine aykırı davranması veya görevini kötüye kullanması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak danışmanın değiştirilmesi istenebilir; bu, yasal danışmanlığın kaldırılması anlamına gelmez, yalnızca atanmış kişi yerine başkasının atanması demektir. Tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Tam kısıtlama mı, yasal danışman mı — yakınınızın durumuna uygun yolu birlikte belirleyelim.


Yasal Danışman Atanması: Genel Çerçeve

Kısa cevap

Yasal danışman atanması, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye, belirli işlemlerde görüşü ve onayı alınmak üzere bir danışman atanmasıdır (TMK m.429-431). Vesayet kurumunun daha hafif bir alternatifidir; Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından karar verilir.

Türk Medeni Kanunu, kişilerin korunma ihtiyacını basamaklı bir şekilde düzenlemiştir. En ağır basamak, kısıtlama ve vasi atanmasıdır; kişi tam ehliyetsiz hâle gelir ve vasi onun yasal temsilcisi olur. Ortada belirli iş veya kişi için kayyım atanması bulunur. En hafif basamak ise yasal danışmanlıktır: kişi sınırlı ehliyetli hâle gelir, sadece kanunda sayılan belirli işlemler için danışmanın onayı aranır. Bu üçlü yapı, Anayasa m.13’te ifade edilen ölçülülük ilkesini hukuki düzeyde somutlaştırır; mahkeme her zaman en hafif tedbiri tercih etmek zorundadır.

Yasal danışmanlık, vesayet kurumunun bir parçası olarak ele alınır. TMK m.431/1 vasi atama kurallarının kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağını öngörür. Bu nedenle görevli mahkeme aile mahkemesi değil, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir; bu husus özellikle aile hukuku işleri ile karıştırılmamalıdır. Detaylı vesayet ve vasi atama düzenlemesi için sayfamızdaki vasi/kayyım atama davası başlığına bakılabilir.

Yasal Danışman Atanması Sebepleri

TMK m.429/1, yasal danışman atanmasının ortak şartını “kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanmasının gerekli görülmesi” olarak ifade eder. Bu, mahkemenin önce kısıtlamayı (vasi atamayı) gerektirir bir sebep olup olmadığını değerlendirmesi, sonra bu derecede sebep yoksa yasal danışmanlık seçeneğini düşünmesi anlamına gelir. Atanma sebepleri uygulamada iki ana grupta toplanır.

Akıl Yetersizliği Grubu (TMK m.405 ile Bağ)

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı kişiyi sürekli yardıma muhtaç hâle getiriyorsa veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokuyorsa TMK m.405 kapsamında kısıtlama ve vasi atanması gündeme gelir. Bu derecede ağır bir tablo bulunmamakla birlikte kişinin önemli mali işlemlerde korunmaya ihtiyacı varsa yasal danışman atanması düşünülür. Pratikte sıkça karşılaşılan örnekler şunlardır: hafif düzey demans veya Alzheimer’ın erken evresi, kafa travması sonrası kısmi karar verme zayıflığı, hafif zihinsel gerilik veya yaşa bağlı bilişsel azalma. Mahkeme bu hâllerde kişinin günlük hayatta bağımsız kalabileceğini, ancak taşınmaz, kefalet veya büyük tutarlı işlemlerde korunması gerektiğini değerlendirebilir.

Davranışsal Sebepler Grubu (TMK m.406 ile Bağ)

TMK m.406, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve malvarlığını kötü yönetme sebeplerini düzenler. Bu hâller kişiyi ya da ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıyorsa ve sürekli korunmaya muhtaç hâl bulunuyorsa kısıtlama yoluna gidilir; kişiye vasi atanır. Bu derecede ağır bir tablo bulunmamakla birlikte yine de korunma ihtiyacı varsa yasal danışmanlık seçeneği değerlendirilir. Pratik örnekler: kumar veya bahis nedeniyle aile bütçesini etkileyen ancak yoksulluk eşiğine düşürmemiş savurganlık, kontrollü ancak işlemler sırasında risk doğuran bağımlılık dönemleri, bilinçsizce verilen kefalet veya bağışlama eğilimleri. Yargıtay yerleşik içtihadında savurganlık iddialarının yalnızca akıl sağlığı raporu ile değil, banka hesap hareketleri, tapu kayıtları ve harcama belgeleri ile somut olarak araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Danışmanlık Türleri ve Onay Mekanizması

Kısa cevap

TMK m.429 iki danışmanlık türü öngörür: oy (katılım) danışmanlığı (m.429/1) belirli işlemlerde onay; yönetim danışmanlığı (m.429/2) malvarlığı yönetimi. Uygulamada üçüncü bir tür olarak karma danışmanlık da görülür ve her iki türü birleştirir.

Oy (Katılım) Danışmanlığı (TMK m.429/1)

Oy danışmanlığında kişi fiil ehliyetlidir; ancak TMK m.429/1’de sayılan dokuz işlemi yapabilmesi için yasal danışmanın olumlu görüşünü almak zorundadır. Onay üç şekilde verilebilir: işlem öncesinde izin, eşzamanlı katılım veya işlem sonrasında icazet. Yasal danışman temsilci değildir; kişi yerine geçerek imza atamaz, sözleşme yapamaz, banka işlemi yürütemez. Görevi sayılan işlemlerde görüş beyan etmek ve onay vermektir. Bu nedenle kişi işlemleri kendisi yapar, ancak danışmanın katılımı veya onayı olmadan yapılan işlem tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi olur.

Yönetim Danışmanlığı (TMK m.429/2)

Yönetim danışmanlığında kişinin malvarlığını yönetme yetkisi danışmana bırakılır; ancak kişinin gelirleri (maaş, kira, faiz, hisse kâr payı gibi) kendi serbest tasarrufuna kalır. Yönetim danışmanı, oy danışmanından farklı olarak malvarlığına ilişkin işlemler bakımından yasal temsilci konumundadır; danışmanı olduğu kişinin malvarlığına ilişkin davaları tek başına açabilir, ona karşı açılmış davaları takip edebilir. Bu kapsamda kişi malvarlığının özünü etkileyecek işlemleri tek başına yapamaz; ancak gelirlerini özgürce kullanır. Yetkili mahkeme yönü farklıdır: yönetim danışmanlığında malvarlığının yarısından fazlasının yönetildiği yer Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir; oy danışmanlığında ise kişinin yerleşim yeri.

Karma Danışmanlık

Kanun metninde doğrudan düzenlenmese de uygulamada üçüncü bir tür olarak karma danışmanlık görülür. Karma danışmanlıkta kişiye hem oy danışmanı hem yönetim danışmanı yetkileri birlikte tanınır; kişinin fiil ehliyeti her iki türün sınırlamalarını kapsayacak şekilde sınırlandırılır. Mahkeme kararında danışmanın yetki kapsamı açıkça belirtilir; aksi hâlde uygulamada tereddütler doğar. Karma danışmanlık, sadece dokuz işlem için onayın yetersiz kaldığı ancak tam kısıtlamanın da ölçüsüz olduğu dosyalarda uygun bir orta yol sunabilir.

Hangi İşlemler İçin Danışman Onayı Gerekir?

TMK m.429/1, oy danışmanlığında kişinin yapamayacağı, ancak danışmanın onayı ile yapabileceği işlemleri sınırlı sayıda dokuz kalem olarak sayar. Madde dışında kalan işlemler bu kapsamda değildir; kişi onların hepsini tek başına yapabilir. Listede sayılmayan günlük yaşam işlemleri, evlenme ve vasiyetname düzenleme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar danışman onayına tabi değildir.

NoİşlemPratik Örnek
1Dava açma ve sulh olmaMahkemeye dava açmak, davadan feragat, sulh sözleşmesi yapmak
2Taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi ve ayni hak kurulmasıEv/arsa satışı, ipotek, intifa, geçit hakkı kurma
3Kıymetli evrak alımı, satımı ve rehnedilmesiHisse senedi, tahvil alım/satım, çek/bono rehni
4Olağan yönetim sınırı dışı yapı işleriBüyük çaplı inşaat, esaslı tadilat, müteahhitle inşaat sözleşmesi
5Ödünç verme ve almaKredi çekme, üçüncü kişiye borç verme
6Ana parayı çekmeMevduat hesabından ana paranın tamamen çekilmesi (faiz farklı)
7BağışlamaPara, mücevher, taşınmaz veya başka mal bağışı
8Kambiyo taahhüdü altına girmeÇek, senet, poliçe imzalama veya ciro
9Kefil olmaÜçüncü kişinin borcuna kefalet, müteselsil kefalet

Bu listenin dışında kalan örneğin küçük tutarlı alışveriş, kira ödemesi, faturanın ödenmesi, gündelik banka işlemleri ve maaş tahsili gibi işlemler kişinin tam ehliyet alanındadır. Listenin pratik etkisi özellikle tapu sicilinde görülür: yasal danışmanlık kararı kesinleştiğinde tapu kayıtlarının beyanlar sütununa şerh edilir; böylece taşınmaz işlemlerinde danışman onayı aranır ve karşı taraf da bu durumdan haberdar olur.

Hangi işlem danışman onayı gerektirir, hangi tasarruf serbesttir? Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Vasi, Kayyım ve Yasal Danışman Farkı

Vesayet kurumu üç farklı koruma seviyesi sunar; bu üçü uygulamada sıkça karıştırılır ve yanlış başvuru zaman kaybına yol açar. Karşılaştırma tablosu temel ayrımı netleştirir.

BoyutVasiKayyımYasal Danışman
Hangi dosyadaTam kısıtlama (m.405-406)Belirli iş için (m.426-431)Sınırlı koruma (m.429)
Kişinin ehliyetiTam veya sınırlı ehliyetsizEtkilenmez (kayyım türüne göre)Sınırlı ehliyetli (kural ehliyet)
Yasal temsilcilikEVET — tam temsilciBelirli iş için temsilciOy: HAYIR / Yönetim: KISMEN
Mahkeme izniÖnemli işlemler için şart (m.462)Atama kararına göre değişirDanışman onayı (m.429 kapsamı)
KapsamTüm hukuki işlemlerBelirli iş veya kişi için9 işlem veya malvarlığı yönetimi
Görevli mahkemeSulh HukukSulh HukukSulh Hukuk

Üç kurumun ortak noktası görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olmasıdır; ancak müdahale şiddeti, kapsamı ve kişinin hukuki konumu farklıdır. Yanlış kurum talebiyle açılan dosyalarda mahkeme görevsizlik vermek yerine hukuki nitelendirmeyi kendisi yapabilir, ancak doğru talebin baştan formüle edilmesi süre ve harç tasarrufu sağlar. Kayyım türleri (temsil, yönetim ve menfaat çatışması kayyımları) ve vasi atama detayları için sayfamızdaki vasi/kayyım atama davası başlığına bakılabilir.

Atanma Süreci ve Kaldırma

Atanma Süreci

Süreç, kişinin yerleşim yeri (oy danışmanlığı) ya da malvarlığının yarısından fazlasının yönetildiği yer (yönetim danışmanlığı) Sulh Hukuk Mahkemesi‘ne sunulan dilekçe ile başlar. Dilekçede atanma sebebi, somut deliller ve atanması önerilen kişinin bilgileri yer alır. Mahkeme dilekçeyi inceledikten sonra dosyayı şu adımlarla yürütür:

Adımİçerik
Dilekçe ve delil sunumuSebep + sağlık raporu, banka hareketleri, tapu kayıtları, tanık beyanları
Hastane sevkiTam teşekküllü devlet hastanesine kişinin sevki, sağlık kurulu raporu istenmesi
Kişinin dinlenmesiTMK m.431 ile vasi atama kuralları kıyasen uygulanır; kişinin bizzat dinlenmesi zorunlu
Atanacak kişi araştırmasıEş veya yakın hısımlardan başlanarak uygun kişinin tespiti
Karar verilmesiDanışmanlık türü (oy/yönetim/karma) ve yetki kapsamı kararda açıkça gösterilir
İlan ve tescilVesayet makamı gerekli görürse karar ilan olunur; nüfus kaydına işlenir; tapu beyanlar sütununa şerh düşülür

Yargıtay yerleşik içtihadı kişinin dinlenmeden yasal danışman atanmasının usule aykırı olduğunu defaatle vurgulamıştır. Sağlık raporunun da denetime elverişli olması, sadece kişinin akıl sağlığını değil TMK m.429 kapsamında fiil ehliyetinin sınırlandırılmasının uygun olup olmayacağını ayrıca değerlendirmesi aranır. Eksik raporlar bozma sebebi oluşturur.

Yasal Danışmanlığın Kaldırılması

Yasal danışmanlık süresiz değildir; atanma sebebi ortadan kalktığında ya da değişen koşullar başka bir tedbir gerektirdiğinde kaldırılabilir. TMK m.477/3, yasal danışmanlığın vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamı kararıyla sona ereceğini öngörür. Akıl hastalığı veya zayıflığı sebebiyle atanan yasal danışmanlığın kaldırılması için sebebin ortadan kalktığının tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi yeterlidir. Davranışsal sebeplerle (savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam, kötü yönetim) atanan yasal danışmanlığın kaldırılması ise TMK m.475 kıyasen uygulanır: kişinin en az bir yıldan beri atanma sebebine ilişkin şikayete meydan vermemiş olması aranır. Mahkeme bu şartların oluştuğunu değerlendirdiğinde danışmanlığın sona erdirilmesine karar verir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kısa cevap

Yasal danışman atanması işleri Sulh Hukuk Mahkemesi‘nde görülür (TMK m.431/1). Yetki yönünden ikili ayrım vardır: oy danışmanlığında kişinin yerleşim yeri, yönetim danışmanlığında malvarlığının yarısından fazlasının yönetildiği yer Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir.

Görevli mahkeme aile mahkemesi değil, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’dir; bu husus özellikle aile hukuku işlerinde görevli aile mahkemeleri ile karıştırılmamalıdır. TMK m.431/1, vasi atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağını öngörür; bu nedenle vesayet makamının görev ve yetki çerçevesi yasal danışmanlık dosyaları için de geçerlidir.

Yetki ayrımının pratik etkisi şudur: oy danışmanlığı talep ediliyorsa kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer değil, fiilen yerleşim yeri (ikametgah) Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Yönetim danışmanlığı talep ediliyorsa malvarlığının ağırlıklı olarak yönetildiği yer mahkemesi yetkilidir; bu özellikle malvarlığı birden fazla şehirde bulunan veya başka bir şehirden yönetilen kişilerde önem kazanır. Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi‘ne istinaf yolu açıktır.

Ankara’da Yasal Danışman Atanması Davası

Ankara’da yasal danışman atanması dosyaları Ankara Sulh Hukuk Mahkemeleri‘nde görülür. Yetki yerleşim yeri ya da malvarlığı yönetim merkezine bağlandığından, yerleşim yerine göre ilgili Ankara Sulh Hukuk Mahkemelerinden biri yetkilidir. Ankara yasal danışman atanması davası avukatı ile yürütülen süreçte sebep grubu (akıl yetersizliği veya davranışsal), uygun danışmanlık türü (oy/yönetim/karma) ve atanması önerilen kişi dosya özelinde değerlendirilir.

Ankara hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu dosyanın belkemiğidir; Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Şehir Hastanesi gibi tam teşekküllü kurumlardan mahkeme sevki ile alınan raporun TMK m.405-406 ve m.429 yönünden ayrı değerlendirme içermesi aranır. Sadece tanı belirten raporlar mahkemece denetime elverişli kabul edilmez. Banka hesap hareketleri, tapu kayıtları, harcama belgeleri gibi maddi deliller savurganlık veya kötü yönetim iddialarında kritik rol oynar.

Ankara dışındaki müvekkiller için de bu dosyalar yürütülebilir; vekaletname bulunduğunuz ildeki noterden çıkarılabilir, dosyaya UYAP üzerinden takip ve bazı duruşmalara e-duruşma ile katılım dosyaya göre değerlendirilir. Yetki yerleşim yeri veya malvarlığı yönetim merkezine ait olduğundan dosya buna göre kurulur ve yürütülür; Ankara dışındaki adliyelerle yürütülecek dosyalar dosya özelinde değerlendirilebilir.

Sık Sorulan Sorular

Yasal danışman atanması, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye, belirli işlemlerde görüşü ve onayı alınmak üzere bir danışman atanması düzenlemesidir (TMK m.429-431). Vesayet kurumunun daha hafif bir alternatifidir; kişi tamamen kısıtlanmaz, sınırlı ehliyetli hâle gelir. TMK m.429/1 dava açma ve sulh olma, taşınmaz alımı ve satımı, kıymetli evrak işlemleri, olağan yönetim sınırı dışı yapı işleri, ödünç verme ve alma, ana paranın çekilmesi, bağışlama, kambiyo taahhüdü ve kefil olmadan oluşan dokuz işlemi sayar; bu işlemler için danışmanın onayı aranır. TMK m.429/2 ise yönetim danışmanlığını düzenler; kişinin malvarlığını yönetme yetkisi danışmana bırakılır, gelirler kişide kalır.

Yasal danışman atanan kişi tam ehliyetsiz hâle gelmez; günlük yaşam işlemlerini, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları (evlenme, vasiyet düzenleme gibi) ve TMK m.429’da sayılmayan işlemleri kural olarak tek başına yapabilir. Ancak oy danışmanlığında dokuz işlem için danışmanın onayını almak zorundadır: dava açma ve sulh olma, taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi, kıymetli evrak alımı/satımı, olağan yönetim sınırı dışı yapı işleri, ödünç verme ve alma, ana parayı çekme, bağışlama, kambiyo taahhüdü ve kefil olma. Yönetim danışmanlığında ise malvarlığının özüne etki edecek tasarrufları tek başına yapamaz; bu işlemler yönetim danışmanı tarafından yürütülür. Onay alınmadan yapılan işlemler tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi olur ve sonradan icazet verilmediği takdirde kişiyi bağlamaz.

Evlenme, boşanma, vasiyetname düzenleme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar yasal danışmanın onayına tabi değildir; bunlar TMK m.429’daki dokuz işlem listesinde yer almaz. Yasal danışman atanan kişi ergin ve fiil ehliyeti olan bir bireydir; yalnızca belirli mal ve hukuki işlem alanlarında ehliyetinin sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay yerleşik içtihadı da yasal danışman atanmış kişinin vasiyetname düzenlemesine engel olmadığını açıkça ifade etmektedir. Boşanma davası açma ise farklı bir nüans taşır: TMK m.429/1’in birinci bendi “dava açma ve sulh olma”yı saydığından boşanma davası bakımından danışmanın görüşü gündeme gelebilir; bu konunun kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliği uygulamada dosya özelinde değerlendirilir.

Oy (katılım) danışmanlığında yasal danışman, danışmanı olduğu kişinin yasal temsilcisi değildir; kişi yerine geçerek imza atamaz, sözleşme yapamaz ya da banka işlemi yürütemez. Danışmanın görevi TMK m.429/1’de sayılan dokuz işlemde görüş ve onay vermektir. Onay üç şekilde olabilir: işlem öncesinde izin, eşzamanlı katılım veya işlem sonrasında icazet. Yönetim danışmanlığında durum farklıdır: TMK m.429/2 uyarınca yönetim danışmanı kişinin malvarlığını yönetme yetkisini devralır ve bu kapsamdaki işlemleri kişi adına yapar; ancak kişinin gelirleri (maaş, kira, faiz gibi) yine kişiye aittir ve serbestçe harcanabilir. Karma danışmanlık her iki türü birleştirir; mahkeme kararında danışmanın yetki kapsamı açıkça gösterilir.

Yasal danışman atanması için ortak şart, kişinin kısıtlanmasını gerektirir derecede bir sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanmasının gerekli görülmesidir (TMK m.429/1). Uygulamada başlıca sebep grupları şunlardır: (1) hafif düzey akıl zayıflığı veya hastalığı (Alzheimer erken evre, hafif demans gibi) — TMK m.405 derecesinde olmayan; (2) savurganlık veya malvarlığını kötü yönetme — TMK m.406 derecesinde kısıtlamayı gerektirmeyen; (3) alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı — yine kısıtlama derecesinde olmayan ancak korunma ihtiyacı doğuran. Mahkeme önce TMK m.405-406 kapsamında kısıtlama gerekip gerekmediğini değerlendirir; kısıtlama için yeterli sebep bulunmuyorsa TMK m.429 kapsamında yasal danışmanlık değerlendirilir. Bu sıralama Anayasa m.13’te ifade edilen ölçülülük ilkesinin hukuki yansımasıdır.

Vasi (Sekme 27) ve yasal danışman vesayet kurumunun iki farklı koruma seviyesidir. Vasi atanan kişi tam ehliyetsiz veya sınırlı ehliyetsiz hâle gelir; vasi onun yasal temsilcisidir ve önemli işlemler için Sulh Hukuk Mahkemesi izni alarak işlem yapar (TMK m.462). Yasal danışman atanan kişi ise sınırlı ehliyetlidir; kural olarak ehliyet sahibidir, sadece TMK m.429’daki belirli işlemler için danışmanın onayı gerekir. Vasi temsilci olarak işlem yapar; oy danışmanı temsilci değildir, sadece görüş/onay verir. Vasinin yetkisi tüm hukuki işlemleri kapsarken, yasal danışman yalnızca dokuz işlem (oy) veya malvarlığı yönetimi (yönetim) ile sınırlıdır. Görevli mahkeme her ikisinde de Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Sayfamızdaki vasi/kayyım atama davası başlığında detaylı karşılaştırma bulunabilir.

Yasal danışman atanması kararı kesinleştikten sonra mahkeme tarafından nüfus kaydına işlenir ve gerekli görülürse ilan edilir (TMK m.431/2). Tapu işlemleri bakımından önemli bir nokta, yasal danışman atandığı bilgisinin tapu sicilinin beyanlar sütununa şerh edilmesidir; böylece taşınmazla ilgili işlem yapılırken danışmanın onayı gerektiği üçüncü kişiler tarafından da görülebilir. Bu şerh, danışman onayı olmadan yapılan satış, ipotek veya ayni hak kurma işlemlerinin sonradan tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi tutulmasında önemli bir gösterge olur. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün kanuni temsil belgesi de yasal danışmanlık şerhi bulunan taşınmazlardaki işlemlerde danışman görüşünün aranmasını öngörmektedir.

Yasal danışmanlık belirli bir süre için atanmaz; kararın kaldırılmasına kadar devam eder. Ancak vasilik kuralları yasal danışmana da kıyasen uygulandığından (TMK m.431/1), uygulamada vasilik için öngörülen iki yıllık görev sürelerinin dolması üzerine yasal danışmanın istemesi hâlinde görevden ayrılma yolu açık tutulur. Yasal danışman görevini iyi bir yönetimin gerektirdiği özenle yerine getirmekle yükümlüdür; kusurlu davranışıyla danışman olduğu kişiye verdiği zarardan sorumludur. Bu durumda kişiye karşı tazminat davası açılabilir; tazminat davası kesin hesabın tebliğinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Danışmanın görevini yerine getirmemesi, kötüye kullanması veya kişinin menfaatine aykırı davranması hâllerinde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak danışmanın değiştirilmesi de istenebilir.

Yasal danışmanın onayı olmadan yapılan işlemler kesin geçersiz değildir; bunlar tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabidir. Bu, işlemin yalnızca kendisine yasal danışman atanan kişi bakımından bağlamadığı, karşı taraf bakımından ise ileri sürülebilir olduğu anlamına gelir. Yasal danışman işlemden sonra icazet verirse işlem geçerli hâle gelir; icazet vermezse işlem kişiyi bağlamaz ve karşı tarafın talebi üzerine iadesi gündeme gelir. Bu kural Yargıtay yerleşik içtihadında da kabul edilmektedir; örneğin yasal danışmanın onayı olmadan başlatılan icra takibine yapılan itiraz, sonradan kişi tarafından temyiz edilirse danışmanın işlemi dolaylı olarak onamış sayıldığı yerleşik uygulamada belirtilmiştir. Pratik öneri, dokuz işlem listesindeki bir tasarruf yapılmadan önce danışmanın yazılı onayının alınmasıdır.

Yasal danışman atanması işleri Sulh Hukuk Mahkemesi‘nde görülür. TMK m.431/1, vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların yasal danışmanın atanmasında da uygulanacağını öngörmektedir; vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir. Yetki yönünden iki farklı kural geçerlidir: oy (katılım) danışmanlığı atanması için kişinin yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir; yönetim danışmanlığında ise malvarlığının yarısından fazlasının yönetildiği yer mahkemesi yetkili kabul edilir. Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf yolu açıktır. Ankara dışındaki müvekkiller için dosya yerleşim yeri ya da malvarlığı yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır; vekaletname Ankara’daki ofisimize bulunduğunuz ildeki noterden çıkarılabilir, dosyaya UYAP üzerinden takip ve bazı duruşmalara e-duruşma ile katılım dosyaya göre değerlendirilir.

Yasal danışman atanması bakımından mahkeme harçları, Harçlar Kanunu’nda belirlenen maktu tutarlar üzerinden alınır ve dosya türüne (oy danışmanlığı, yönetim danışmanlığı, kaldırma talebi) göre değişebilir. Avukatlık ücreti ise dosyanın kapsamı ve karmaşıklığına göre AAÜT (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi) yasal sınırı ile Ankara Barosu tavsiye tarifeleri esas alınarak belirlenmektedir. Dosyaya özgü net ücret bilgisi, ofisimizce yapılacak dosyanıza özel değerlendirme sonrasında tarafınıza iletilir. Mahkeme harcı Harçlar Kanunu’na göre her yıl güncellenir; güncel tutar Ankara adliye veznelerinden veya UYAP üzerinden öğrenilebilir. Yasal danışmanın görev karşılığı ücreti ayrı bir konudur ve TMK m.457 hükmünün kıyasen uygulanmasıyla mahkemece danışman olunan kişinin malvarlığından ödenmek üzere belirlenir; mahkeme harç ve masrafları avukatlık ücretine dahil değildir.


Birebir Değerlendirme

Tam kısıtlama mı, danışmanlık mı; oy mu, yönetim mi? Sürecinizi birlikte yürütelim.

Görüşme talepleri 24 saat içinde yanıtlanır. Görüşmeler gizlilik esasıyla yürütülür.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir